Pazar, Kasım 24, 2013

Tiyatro Günlüğü: Kurban

Sezon boyunca her ay İstanbul Devlet Tiyatrosu oyunları için program yapan sevgili derneğimiz ÇFLD (buraya kalp gelecek) sayesinde çoğu oyunu izleyebiliyorum, bilet alamadım, ya berabr gidecek kimse yok gibi bahanelerimi kaldırmış oluyorlar. Her ne kadar çok iyi oyunları olduğu kadar çok vasat oyunları da olsa da, biraz da destek açısından İDT oyunlarını takip etmeyi seviyorum. Bu sezon ilk gittiğimiz oyun geçen sezon oynanmaya başlanan Kurban oldu. Sezona çok iyi bir açılış yaptığımı söyleyemeyeceğim ama biraz daha detaylı inceleyelim.

Oyunun yazarı Mario Fratti'nin 33 oyunu şu ana dek 19 dilde yayımlanmış ve yaklaşık 600 tiyatroda sahnelenmiş. Aynı zamanda Amerika'nın Irak'ı işgalini protesto etmek amacıyla yazdığı "Körlük" oyununun telif haklarından feragat ederek, oynamak isteyen herkese armağan etmiş. Daha önce Ankara Devlet Tiyatrosu'nda oynanan Kafes oyunu dünya çapında 57, izlediğim Kurban oyunu ise 18 tiyatroda sahnelenmiş. İstanbul BB Tiyatrosu'nda İhanet oyunları oynanmış. Aynı zamanda Rob Marshall'ın 2009'da Hollywood'a taşıdığı, Fellini'nin 8.5'undan ilham alınan Nine'ın orijinal müzikalinin de yazarıymış kendisi, bu oyun ile 5 Tony almış.* Kritikler tarafından Chicago'dan sonra yerden yere vurulmuş olsa da, benim keyif aldığım bir film olmuştu kendisi, buradan sempatimi kazandı.

Gelelim oyunumuza: Kurban, 2 erkek 1 kadın arasında geçen bir kedi fare oyunu. Eve tamirci kılığında gelen tehlikeli bir adam olan Kirk'ün, evin sahibesi Diana'ya olan ilginç ilgisi ve dialogları ile başlayan Sürekli olarak bu olayların gerçek "kurban"ını değiştirerek bir gerilim oluşturmaya çalışıyor, birbirine karşı sürekli planlar yapan, birbirini kullanan karakterlerin arasında roller sürekli değişiyor. Bence hem oyunculuk hem de metin açısından zayıf başlayan oyun ilerledikçe gerilimi de yükseltmeyi başarıyor. Bunda iyi kullanılan ışıkların da etkisi yadsınamaz. İlk perdenin başındaki hikaye inandırıcılık açısından o kadar kötü ki, sonrasında olacaklara taban hazırlamak için yazılmış olsa dahi, oyunu en çok zayıflatan nokta olduğunu düşünüyorum. 2. perdede hem Kirk'ü oynayan Aydın Şentürk'ün etkileyici performansı hem de ağzı bağlı olmasına rağmen mimikleriyle sahnede kendisini belli eden Şebnem Dokurel Topçuoğlu'nun oyunculuğu oyunu ilginçleştiriyor. Bir yandan da karakterler arasındaki sırların ortaya çıkması, kadın-erkek ilişkileriyle ilgili iyi yazılmış dialogları ve keskin dönüşlerle gerilimi arttıran senaryo ile oyunu sıkılmadan tamamladım. İspiyon vermemek için daha fazlasını söylemeyeceğim ama, o son sahnedeki ışık oyunu ve bakış olmasa, çok daha fazla sevebilirdim oyunu, çok abartılı bir etkileme çabası gibi hissettim. Oyun zaten son sahnelerinde üstüne düşeni yapmışken, hiç gerek yoktu.


2. perde ile toparlayan oyun yine de bende çok fazla etki bırakamadı. Kötü bir oyun olmadığını söyleyebilirim ama ortalamanın çok üstünde bir oyun da değil kesinlikle. Sıkılmadan izlenecek TV filmi tadında diye düşünebilirsiniz. Yine de elinden geleni yaptığı belli olan ekibe ve emeği geçen herkesin ellerine sağlık. Merak edenlerin de sıkılmadan izleyeceklerini düşünüyorum ama kaçırmayın diyeceğim bir yapım da değil ne yazık ki.

* Yazar ve oyun ile ilgili bilgiler için kaynak olarak kullandığım Tiyatro Online'dan Yağmur Yağmur'un yazısı: http://www.tiyatronline.com/haberler/oyun-elestrisi/4276/dus-bicen-sistemin-icinde-sakladigi-39-kurban-39-lar.html
Fotoğraflar: İstanbul Devlet Tiyatrosu Resmi Sitesi

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Bir de bunlar var;

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...