Claire Danes etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Claire Danes etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Salı, Kasım 08, 2011

Film Günlüğü: Stardust

Stardust (2007)
Yönetmen: Matthew Vaughn
Senaryo: Jane GoldmanMatthew VaughnNeil Gaiman
Oyuncular: Charlie CoxClaire Danes, Sienna Miller


Güzel bir aşk filmi izleme sevdasıyla açtığım iki güzel filmin de mutsuz sonla (bu The Constant Gardner'da tartışılabilir bir mutsuz son tabii ki) bitmesi üzerinde aldığım "happily ever after" bir film önerisi ile açtım bayramı. İki filmden de şikayetçi değilim (Atonement, The Constant Gardner) ancak bayramda daha mutlu filmler izleme modundaydım. Stardust tam olarak bunu karşıladı :)


Film fantastik öğelerle beni yakaladı önce, The Lord Of The Rings üçlemesini defalarca izlemiş, tüm Harry Potter serisini okumuş bir insan olarak (nope, hiç de utanmıyorum bundan :), bu tarz hikayelerin beni çektiği aşikar. Kurgu olmuşken tam olsun, bambaşka bir insanın hayal gücü içerisinde kaybolmak kadar dinlendirici bir şey yok. İnsanı farklı dünyalara taşıyan filmler bütün negatif enerjimi de alıp götürüyor.


Filme gelirsek, son derece keyifli, sürükleyici bir filmdi. Hikayede eksik fazla gördüğüm bir şey gerçekten yok. Claire Danes'i beğenirim zaten ve özellikle eğlenceli repliklerle bekleneni fazlasıyla vermiş ancak Charlie Cox'u ilk defa izledim. Hafif şapşal, ezilmiş karakterin dönüşümünü oldukça başarılı şekilde oynamış. Burada Michelle Pfeiffer'ın performansını ortalama buldum, oynadığı karaktere göre, çok klişe bir kötüydü sanki. Robert De Niro'nun karakterinin hikaye gidişatına çok uyumlu olduğu söylenemez ama renk kattığı kesin. 


Neden bilmiyorum, atmosferde bir şeyler eksik hissettim. O ufacık eksik, senaryonun tahmin edilebilirliği ve orjinallikten bir miktar uzak olmasından da geliyor olabilir. Çok inanılmaz şaşırmayı beklemedim ve gerçekleşmedi de (cadının son sahnesi dahil). Gel gelelim zaten bu filmde acayip çılgın bir senaryo beklenmeli mi, onu da bilemiyorum. Ama sanırım bu tarz hikayelerde bir miktar daha hayalgücünü serbest bırakmanın zararı olmaz, zaten cadılar büyüler, yeryüzüne düşen yıldız kızlardan bahsederken basit bir maceraya dönüştürmekten daha fazlası yapılabilirdi gibi geliyor. Örneğin; Yvaine, Wall kasabasına doğru giderken seyircinin çok heyecanlanması gerekiyordu gibi hissettim, bu tamamen izlediğim filmlerden gelen bir şimdi şöyle hissedeceğiz içgüdüsü, ama bu heyecanı yaratan atmosferi bulamadım gibi gibi... Bunlar yönetmenin eksikliği de olabilir senaryodan ziyade, izlediğim ilk filmi kendisinin. Daha doğru yorumlamak için 1-2 filmini daha izlemem gerekli. 


Bu eleştirilerim film kötü diye değil, ha şa! :) İzlenesi, hatta dondurma alıp güle oynaya karşısına geçilesi bir film var ortada. Sizi en az 1-2 saat mutlucuk modda gezdirecek etkiye de sahip. Ben çok beğendiğim için bunun top filmlerin arasında neden olmadığını sorguladım filmin etkisi geçtikten sonra. Yine de önereceğim filmler listesinde yüksek sıralarda yer aldı.


Sözün özü, mutlu olmak için izleyiniz, tam popcornluk film!






Helin'in Puanı: 8.4 
IMDb Puanı: 7.8

Perşembe, Mart 24, 2011

Film Günlüğü: Temple Grandin

Temple Grandin (2010)
Yönetmen: Mick Jackson
Oyuncular:  Claire Danes, Julia Ormond, David Strathairn


Bu filmi ilk olarak Emmy Ödülleri sayesinde duydum, gördüm. Aslında bir televizyon filmi olduğu için, duymamış olmamız da doğaldı. Ancak ödül töreninin en duygusal sahnelerini yaşatarak, ilgimi çektiler. İzlenecekler listeme en üst sıralardan yerleştirdim.


E, neden bu kadar bekledin derseniz, aslında beklemedim :) Emmy ödüllerinin hemen arkasından izledim, sabırsızlıktan çatlamadan. Yazmadım sadece ama bu akşam Cnbc-e'de tekrar yayını üzerine, hata ettiğimi, bu film ile ilgili mutlaka bir şeyler karalamak istediğimi fark ettim.


Gelelim filmimize... Gerçek bir karakter olan Temple Grandin'i anlatan bu filmi bu kadar ilgi çekici yapan şey, Temple'ın bir otistik olması, değil. Temple'ın hem bir otistik hem de şu anda bir profesör olması! Temple'ın ufak ufak sosyal problemlerini aşıp, gerçekten iletişim kurabilen ve kendine güvenen bir birey haline gelişini, cesaretini, korkularını izlerken hayran kaldım. Esas hayranlık veren ise aslında Claire Danes'in muhteşem oyunculuğuydu. Otistiklerin sese ve renklere olan aşırı duyarlılığı öyle güzel ortaya konmuştu ki bazı sahnelerde, ben korkularını hissettim kendimde. Tüm o savaşımını Claire Danes'in gözlerinde okuyabilmek, muhteşemdi.


Filmin gidişatında aşırı sürükleyicilik yok, ancak sıkıcı da değil. Yavaş yavaş etkiliyor, yavaş yavaş giriyorsunuz Temple'ın dünyasına, bir anda dalmak yerine. Filmin elinde öyle güzel bir konu var ki, harcansa gerçekten kötü olurmuş. Bu nedenle aslında en büyük krediyi oyunculara veriyorum öncelikle, hakkını verdikleri için. Yönetmen de onun duygularını çok güzel bir şekilde yakalamış film boyunca, ancak esas başyapıt olan kısmı, son sahnesi. Aslında bize bile normal gelmeye başlayan bu başarının ne muhteşem olduğu ile tüylerim diken diken oldu, hemen gözlerim doldu (yine).


Anlaşıldığı gibi aslında en büyük hayranlığım Temple Grandin'e oldu, sonrasında filme. Birlikte izlediğim arkadaşımın dediği gibi, hem annesi hem de geri kalan hayatında kritik noktalardaki insanlarda çok şanslı olmasının etkisi olsa da, cesareti ile insana ilham verebilecek bir hikaye. 


İzleyin! ve kesinlikle izlettirin :) 
Film bittiğinde kendimi gülümseyerek şu cümleyi sayıklıyor buldum, "Different, but not less!"
Eminim siz de aynı hisse kapılacaksınız.


İmdb Puanı: 8.4
Helin'in puanı: 8.7

Bir de bunlar var;

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...