Matt Damon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Matt Damon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Cuma, Nisan 05, 2013

İstanbul Film Festivali Günlüğü: Promised Land

Promised Land (2012)
Yönetmen: Gus Van Sant
Oyuncular: Matt Damon, Frances McDormand, John Krasinski 

32. İstanbul Film Festivali'ndeki 2. filmim Gus Van Sant'ın Promised Land'iydi. Büyük bir doğalgaz firmasının parlak satış görevlisi, firmasının arazilerinden kaya gazı çıkarmak istediği küçük bir kasabaya geldiğinde hayatını değiştiren olaylarla karşılaşır. Konusundan da belli olduğu gibi, büyük şirketler ile küçük kasaba insanlarının savaşı üzerine bir film. Senaryonun başrol oyuncuları Matt Damon ve John Krasinski tarafından yazıldığını atlamamak gerek.

Parlak satışçımız Steve Butler (Matt Damon) ve ortağı Sue (Frances McDormand) kasabaya geldiklerinde işleri beklediklerinden de kolay gidiyor, çünkü herkes gerçekten çocuklarının geleceği için paraya ihtiyaç duymakta ve kasabada işler pek yolunda değil. Ancak - dünya tatlısı 88 yaşındaki - Hal Holbrook'un karakteri Frank Yates ortalığı doğru soruları sorarak biraz karıştırıyor, işin risklerinden bahsediyor, hem de kasabayı bir oylamaya sürükleyerek işleri zorlaştırıyor. Bu esnada bunu duyan bir çevreci kente gelerek, Steve'in işini daha da zorlaştırıp kötü adam durumuna sokuyor.

Matt Damon oldukça gerçekçi bir portre çiziyor, yaptığı işe inandığı için iyi olan bir karakter Steve. Oturmayan şey, Steve bir idealist ve ilk sahnelerde görünene göre bunda çok iyi ama nedense bir zorlukla karşılaştığında yaptığı savunduklarının arkasında durmak yerine ben kötü adam değilim diyip durmak ve soru sorulduğunda cevap verememek. Kendine hiç güvenmiyor ve biraz batıyor göze. Bu kadar ne yaptığını bilmeyen bir idealist olur mu sorusunu sormadan edemiyor insan. Bu yüzden karakterin gelişiminin daha iyi olabileceği hissi yaratıyor. Frances McDormand rolünde gayet muhteşem ama az görünüyor, John Krasinski de öyle. En azından daha ne yaptıklarını biliyor gibiler.

---- Bu kısım sürpriz bozan içeriyor, dikkat ---- 

Özellikle filmin sonunun pek inandırıcı olmadığı söylemem gerekli. Limonata sahnesi aslında oradaki insanları çok güzel anlatan sade ve net bir sahne kesinlikle ama yine de iyi kalpli saf Steve, kötü kalpli şirket olayının bu kadar abartılı gösterilmeye çalışılması, yapılmak isteneni ucuzlatmış. Bu da filmi çok iyi bir eleştiri yapabilecekken, biraz havada bırakmış. Yaşasın iyilik kazandı, bak bir adamın değişmesi neler yaptı! bu gerçekçi konuya fazla Hollywood olmuş, çok daha iyi bir drama olabilirdi. Bi de o kızla olan kıvılcımı da ben mi göremedim sadece? Sözün özü, filmin son 10 hollywood dakikası, tüm güzelliğini mahvediyor.

---- Tehlike geçti, okumaya devam ---- 

Konusu güzel ve güncel, izlemesi keyifli. Sonunda ne olacağını merak ettiriyor, sıkılmadan izlenebilir bir film. İzlemek şart mı, pek değil.

IMDb Puanı: 6.4
Helin'in Puanı: 6.3



Pazar, Mart 17, 2013

İstanbul Film Festivali Güncesi

!f zamanı bir türlü program yapamamış ve istediğim filmleri bu nedenle kaçırmış olmam nedeniyle, İstanbul Film Festivali zamanı gelince aynı hatayı yapmamak adına kimselere sormadan biletlerimi aldım. Elbet film arkadaşlarımdan birini sürüklerim yanımda düşüncesiyle her filme 2şer bilet alarak 5 gün 7 film şeklinde bir program yaptım! :)


Üzücü olan merakla beklediğim Almodovar'ın yeni filmi Los amantes pasajeros'a bilet bulamamak oldu, o kadar ki açılan ek seans başka filmim ile çakıştı :/ En azından beklediğim başka filmlere yer bulabildim. İşte programım:

Promised Land
No One Lives
The Place Beyond The Pines
The Perks of Being a Wallflower
Searching For Sugar Man
I Give it A Year
Dan Skaldede Frisør (Love is All you Need)

Programıma belki Before Midnight'ı da ekleyebilirim, izlemek istesem de, programı abartınca bir kısmına gidemediğim gerçeği ile geçtiğimiz yıllarda yüzleştim (2 haftada 15 filme gidemiyorum, kesin bir şeyler çıkıyor) bu yüzden biraz daha temkinliyim her ne kadar bütün filmlere gitmek gibi bir istek bunu bozmaya çalışsa da bir yandan.

En kötü kısmı ise şu önümüzdeki 2 hafta, biletleri alırken o kadar festival ruhuna bürünüyorum ki, beklemek zor geliyor :) Herkese şimdiden güzel festivaller o zaman! 

Çarşamba, Haziran 23, 2010

Film Günlüğü: The Departed

22 Haziran


The Departed (2006)
#1049
Yönetmen: Martin Scorsese
Oyuncular: Jack Nicholson, Leonardo Di Caprio, Matt Damon


Bu film de her zamanki üşengeçliğimin kurbanı listede bekliyordu sırasını. Aksiyon alma vakti gelince, ilk ona verdim bu şansı.


Leonardo Di Caprio'nun toyluk dönemini nasıl atlatıp gerçek bir oyuncu olduğunu Blood Diamond filminde görmüş, hayran kalmıştım. Martin Scorsese gibi usta bir yönetmenin onda bu kadar ısrarcı olmasından da anlamak gerekli. Jack Nicholson, tüm hayranlığıma rağmen Frank Costello rolüyle beni bir kez daha şaşırtmayı başarıyor, iyi oyunculuğuna. Bir defa daha tam bir deli olduğunu düşünüp, tekrar bayılıyorum bu adama. Matt Damon'a karşı ise garip bir sevememe durumu yaşıyorum. Çok iyi bir oyuncu, rolleri üzerine inanılmaz yakıştırıyor, o tedirgin haller, bazı durumlarda kendisini düşünerek başkalarını sattığı anları karaktere yedirişi. Anthony Minghella'nın The Talented Mr.Ripley'inden beri çok güzel kotardığını gördüm hep bu rolleri. Ama nedense, bir şeyler eksik, bulamıyorum. Hep filmin renksiz görünen ama aslında her şey başının altından çıkan silik karakterlerine ısınamıyorum. Belki de tüm amaçladığı da budur aslında.


Film uzun, sıkıcı bir uzunluk değil ama filmi izlerken o kadar çok olay olmuş, zaman geçmişti ki, daha filmin yarısında olduğumu gördüm. Sonunda biri diğerini yenecek gözüyle bakarak izlediğim için, haksızlık etmiştim filme. Şaşkın, dumur olmuş ama filmden inanılmaz keyif almış bir şekilde kalakaldım ekran karşısında. Hak verdim aldığı ödüllere. Mark Wahlberg'in karakteri tüm resmi tamamlıyor, kitabı kapatıyor sanırım.


Martin Scorsese bu film ile Best Achivement in Directing Oscar'ını almıştı, helal olsun.
Bir wouw! filmi olamadı benim için ama, sevdim, oyunculuklar, yönetmenlik başarısı ile gerçekten yer etti bende.


IMDB Puanı: 8.5 (Top 250: #51)
Helin Puanı: 9

Bir de bunlar var;

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...