Michelle Pfeiffer etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Michelle Pfeiffer etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Pazartesi, Temmuz 23, 2012

Film Günlüğü: Dark Shadows

Dark Shadows (2012)
Yönetmen: Tim Burton
Oyuncular: Johnny Depp, Michelle Pfeiffer, Eva Green


Biraz tembellik yapmış olsam da Dark Shadows burada yer almasını istediğim bir film, bu yüzden çok da geç kalmadan notlarımı paylaşayım.


İnsanın filme nasıl beklentilerle gittiği çok önemli. Benim bu filme giderken beklentim daha ziyade eğlenmekti bu nedenle filmi yerden yere vurasım gelmiyor. Belki de pek sevdiğimden kendisini.


Bu filmin fragmanlarından açıkçası yeni bir Beetlejuice beklemekteydim bu da bir gerçek, ancak çok büyük hayal kırıklığı yaşamadım karşımda Charlie and The Chocolate Factory tadında bir film gördüğümde. 


Şu da bir gerçek ki, bu film ile "Tim Burton çok bozdu" eleştirilerinden kurtaramadı kendisini. Ed Wood'dan beri sağlam film çekemediği imajı yapışmış durumda. Ben bu kadar katılamıyorum bu eleştiriye çünkü Big Fish'i de, Corpse Bride'ı da çok sevmiştim. Evet belki bir Edward Scissorhands değiller ancak, yönetmenin kendine has gotik tarzına ve benim çok hoşuma giden hayal gücüne sahipler, tadı damakta kalan filmlerden. Bu nedenle de "aa yine kötü film" diyemiyorum. Dark Shadows bu filmlerin bir miktar altında kalıyor çünkü hikayesindeki orjinaliteyi karakter gelişiminde gösteremediği için, hikaye dolu dolu olamamış. Belki de önceki filmler kadar beğenilmemesinin bir nedeni de bu olabilir. 


Oyunculuklara bakarsak, Johnny Depp yine garip bir karaktere bürünmeyi başarmış, ancak gariplikleri komik olmak yerine gerçekten garip olmuş yer yer. Eva Green bu ara baya görmeye başladığımız bir güzel, görmeye devam etsek fena olmaz kendisini sanıyorum ki, hiç fena değil burada. Chloe Grace Moretz'in oynadığı asi kız rolü güzeldi ama o sonunda ortaya çıkan sır (spoiler vermeyeceğim diye çok uğraşmak) gerçekten çok gereksiz olmuş. En azından bir alakası, gerçekten bir temeli olsaydı olabilirdi ama olmamış. Bir de esas kızımızın sonradan ortaya çıkışı da pek oturmadı kafamda, hayaletsel olarak bile.


Sonuca bakarsak ben eğlendim. İzleyin derim, güzel vakit geçirmek için güzel bir film. Bir Beetlejuice gibi 10 defa daha izlemem muhtemelen, ama kalabalık bir ortamda tadı çıkacaktır. 


IMDb Puanı: 6.6
Helin'in Puanı: 7.2


Buyrun bizleri heyecanlandıran fragman için buraya;










Salı, Kasım 08, 2011

Film Günlüğü: Stardust

Stardust (2007)
Yönetmen: Matthew Vaughn
Senaryo: Jane GoldmanMatthew VaughnNeil Gaiman
Oyuncular: Charlie CoxClaire Danes, Sienna Miller


Güzel bir aşk filmi izleme sevdasıyla açtığım iki güzel filmin de mutsuz sonla (bu The Constant Gardner'da tartışılabilir bir mutsuz son tabii ki) bitmesi üzerinde aldığım "happily ever after" bir film önerisi ile açtım bayramı. İki filmden de şikayetçi değilim (Atonement, The Constant Gardner) ancak bayramda daha mutlu filmler izleme modundaydım. Stardust tam olarak bunu karşıladı :)


Film fantastik öğelerle beni yakaladı önce, The Lord Of The Rings üçlemesini defalarca izlemiş, tüm Harry Potter serisini okumuş bir insan olarak (nope, hiç de utanmıyorum bundan :), bu tarz hikayelerin beni çektiği aşikar. Kurgu olmuşken tam olsun, bambaşka bir insanın hayal gücü içerisinde kaybolmak kadar dinlendirici bir şey yok. İnsanı farklı dünyalara taşıyan filmler bütün negatif enerjimi de alıp götürüyor.


Filme gelirsek, son derece keyifli, sürükleyici bir filmdi. Hikayede eksik fazla gördüğüm bir şey gerçekten yok. Claire Danes'i beğenirim zaten ve özellikle eğlenceli repliklerle bekleneni fazlasıyla vermiş ancak Charlie Cox'u ilk defa izledim. Hafif şapşal, ezilmiş karakterin dönüşümünü oldukça başarılı şekilde oynamış. Burada Michelle Pfeiffer'ın performansını ortalama buldum, oynadığı karaktere göre, çok klişe bir kötüydü sanki. Robert De Niro'nun karakterinin hikaye gidişatına çok uyumlu olduğu söylenemez ama renk kattığı kesin. 


Neden bilmiyorum, atmosferde bir şeyler eksik hissettim. O ufacık eksik, senaryonun tahmin edilebilirliği ve orjinallikten bir miktar uzak olmasından da geliyor olabilir. Çok inanılmaz şaşırmayı beklemedim ve gerçekleşmedi de (cadının son sahnesi dahil). Gel gelelim zaten bu filmde acayip çılgın bir senaryo beklenmeli mi, onu da bilemiyorum. Ama sanırım bu tarz hikayelerde bir miktar daha hayalgücünü serbest bırakmanın zararı olmaz, zaten cadılar büyüler, yeryüzüne düşen yıldız kızlardan bahsederken basit bir maceraya dönüştürmekten daha fazlası yapılabilirdi gibi geliyor. Örneğin; Yvaine, Wall kasabasına doğru giderken seyircinin çok heyecanlanması gerekiyordu gibi hissettim, bu tamamen izlediğim filmlerden gelen bir şimdi şöyle hissedeceğiz içgüdüsü, ama bu heyecanı yaratan atmosferi bulamadım gibi gibi... Bunlar yönetmenin eksikliği de olabilir senaryodan ziyade, izlediğim ilk filmi kendisinin. Daha doğru yorumlamak için 1-2 filmini daha izlemem gerekli. 


Bu eleştirilerim film kötü diye değil, ha şa! :) İzlenesi, hatta dondurma alıp güle oynaya karşısına geçilesi bir film var ortada. Sizi en az 1-2 saat mutlucuk modda gezdirecek etkiye de sahip. Ben çok beğendiğim için bunun top filmlerin arasında neden olmadığını sorguladım filmin etkisi geçtikten sonra. Yine de önereceğim filmler listesinde yüksek sıralarda yer aldı.


Sözün özü, mutlu olmak için izleyiniz, tam popcornluk film!






Helin'in Puanı: 8.4 
IMDb Puanı: 7.8

Bir de bunlar var;

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...