#221
Yönetmen: Carol Reed
Oyuncular: Joseph Cotten, Alida Valli, Orson Welles
Bu sevgili filmi uygun fiyatlı DVD'lere bakınırken Orson Welles'in çekiciliği ile aldım, puanı ya da ünü hakkında en ufak bir bilgim olmadan. Sonradan fark ettim kendisinin bir IMDb Top 250 filmi olduğunu. Bilmeden ne güzel bir filme sürüklenmişim meğer :)
The Third Man, 2. Dünya Savaşı sonrası Viyana'sında geçiyor. Politik olarak bölgelere bölünmüş ve her biri başka ülke tarafından yönetilen ülkeye bir arkadaşının iş vaadi ile gelen yazarımızın arkadaşını ölü bulması ile başlıyor. Arkadaşının ölümünde şüpheli bir şeyler sezen ve polis tarafından yapılan suçlamalara inanmak dahi istemeyen Holly Martins, giderek girdap gibi olayların içerisine doğru çekiliyor, biraz da inatçı gerçeği öğrenme konusunda.
Hiç spoiler vermeden söylemem gerekli ki, Orson Welles burada gerçekten muhteşem. Bundan sonrası spoilera girebilir; Orson Welles'in karakteri olabilecek en göz alıcı, en sevilesi kötü karakter. Şeytani havası ve gülüşü ile, yaptıklarına rağmen kızamadan izliyor insan, büyülenmişcesine. Daha net anlatmak için yandaki fotoğrafı da ekliyorum! Filmin bu kadar kısa süresinde yer alıp nasıl en çok o kalıyor akılda, hayret verici :) Filmin çoğunu sırtlayan Joseph Cotten'in karakteri biraz bedbaht ve inatçı haline rağmen biraz sönük biri. Alida Valli'nin gözü kara aşkı da, aşkı sorgulatan şeylerden biri. Onun hakkında daha çok şey öğrendiğinde, o kişinin değişmediğini söyleyerek, aslında aşkın, aşık olunan kişiden daha öte olduğunu gösteriyor, güzel bir nokta.
Siyah beyaz renklerin içerisinde özellikle ışık oyunları ile görsel bir şölen yaratmayı başarıyor yönetmen & görüntü yönetmeni. Bir akşam Viyana'nın yolları temizlenirken yapılan çekimler esnasında kentin ıslak halinin nasıl da göz aldığını fark edip, buna göre çekim yapmaya başlamışlar, ne iyi etmişler! Filmin senaryosu keyifli ve sürükleyici, sıkılmayacağınızı garanti ederim.
Filmin ardından şu replik yerleşti aklıma, en iyilerden biri;
"After all it's not that awful. Like the fella says, in Italy for 30 years under the Borgias they had warfare, terror, murder, and bloodshed, but they produced Michelangelo, Leonardo da Vinci, and the Renaissance. In Switzerland they had brotherly love - they had 500 years of democracy and peace, and what did that produce? The cuckoo clock."
Bir yerlerde Orson Welles'in bu filmde ilk göründüğü anın, en iyi giriş sahnelerinden sayıldığını yazmıştı, haksız olmadığını izleyince anlıyor insan.
Filmin müzikleri de inanılmaz orjinal, telefon melodim yapmayı planlıyorum, o kadar akılda kalıcı ve güzel :)
IMDb Puanı: 8.5
Helin'in Puanı: 8.8
Mutlaka izlemek gerekenlerden, şimdi öğrenme sırası sizde, kim bu 3. Adam?


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder