Türk Filmi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Türk Filmi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Pazartesi, Ocak 27, 2014

Film Günlüğü: Tamam Mıyız?

Tamam Mıyız? (2013)
Yönetmen: Çağan Irmak
Senaryo: Çağan Irmak
Oyuncular: Deniz Celiloğlu, Aras Bulut İynemli, Aslı Enver, Sumru Yavrucuk

Çağan Irmak'ın Türk sinemasının seyrini değiştiren yönetmenlerden olduğuna inanıyorum. Türk sinemasının yükseliş döneminde komedi filmlerinin arasından sıyrılan Babam ve Oğlum ile hem ciddi bir hayran kitlesi edindi, hem de drama filmlerinin de vizyonda başarı sağlayabileceğini gösterdi. Aslında Türk sinemasına umut aşıladı diyebiliriz. Türkiye'de son dönem yönetmenlerinin içerisinden her kesime hitap edebilen bir yönetmen aynı zamanda, hem tarz sahibi bir yönetmen olarak kabul görüyor hem de geniş kitleleri filmlerine getirebiliyor.

Gelelim yönetmenin son filmine. Tamam Mıyız?'ın ana karakteri Temmuz çizer ve heykeltraş olan, yaratıcı yönü kuvvetli, fazlasıyla duygusal bir karakter. Sevgilisi tarafından terk edilmiş, alkolizm ile savaşan, kendi dünyası ile gerçeklik arasındaki bağları korumakta zorlanan biri. Bir gün rüyasında gördüğü bir yüz, onu bulmasını söylüyor. Çok kısa süre sonra bu yüzün kolları ve bacakları olmayan İhsan'a ait olduğunu fark eden Temmuz, İhsan ile bağ kurmaya çalışıyor.

Çok güzel bir arkadaşlık hikayesi amaçlamış Tamam Mıyız? ile Irmak. Yarattığı iki ana karakter de derin, gerçek ve inandırıcı. Özellikle Temmuz, her detayıyla karşımızda. İkilinin arasındaki sinerji, dostluk, filmin en güzel yanı. Temmuz'un cinsel tercihlerini o kadar göze sokmadan, o kadar gerçekçi veriyor ki, Türk sinemasında işlenmesi çok zor olan bir konuyu böyle naif bir şekilde filme yerleştirmesi hoşuma gitti. Temmuz'un farklılığını eşcinsel olmasına bağlamaması, onun iç dünyasındaki renkleri gösterebilmesi, bizi film boyunca karaktere bu kadar ısındırabilmesi hem ince düşünülmüş detaylarla dolu karakteri yaratan Irmak'ın hem de Temmuz'u ete kemiğe büründüren Deniz Celiloğlu'nun başarısı. Sonunda gerçekten adı gibi sıcak bir karakter çıkıyor ortaya. Aras Bulut İynemli'nin da hakkını yememek gerek, oldukça zor bir rolün altından çok güzel şekilde kalkmayı başarmış.

Ne yazık ki, ana karakterler ne kadar güzelse, basmakalıp kötüler de bir o kadar çiğ kalmış hikayede. Çağan Irmak'ın yan karakterleri bu defa biraz aceleye gelmiş gibi, Çağan Irmak'a yakıştıramayacağım kadar karikatürize. Ne kadar iyi yan karakterler yarattığını, onların da iyi ve kötü yanlarını hikayeye kattığını bilmesem özensiz bir yönetmen zannedeceğim. Özellikle İhsan'ın babası ve komşuları olan genç çok batıyor göze, onların hikayelerinin çözümlenişi bu hissi azaltmıyor, arttırıyor. Sürpriz etkisi yaratmaya ve heyecan katmaya çalışırken fazla zorlanmış bir yan hikaye, filme gölge düşürmüş. Genel olarak filmin sonu ve hikayelerin çözümlenmesi, filme göre çok basit, çok havada. Temmuz'un babası ile olan dialogu aslında hepimizin söylemesini istediği şeyler olmasına rağmen, bir o kadar oturmuyor, bir gariplik hissediliyor. yine çok büyük sözler etmeye meyilli Irmak ama bu defa hikayenin içine yediremiyor bunları, eğreti kalıyor. Ağlatmayı amaçladığı (Sevgili Irmak, biliyoruz artık ne zaman göz yaşlarına oynadığını) sahnelerde ise gözlerim dahi dolmadı.

Irmak'ın yazıp yönettiği filmin esin kaynağı Hakan Günday'ın Kinyas ve Kayra'sı. Filmin hem ilham kaynağı olmuş hem de filmde güzel pasajlarıyla yer alıyor Günday'ın kitabı. Kitabı okumuş olmayı dilerdim izlerken, daha fazla bağlantı kurabilirdim hikayeler arasında gibi hissettim.

Sonuç olarak çıkış fikri, ana karakterleri ve vermek istediği mesajlar güzel filmin ama senaryoda biraz tökezliyor, yarattığı hayal kırıklığı Çağan Irmak'ın çok daha iyisini yapabildiğini bildiğimden. Yine de keyifli bir seyirlik, en azından bu kadar popüler bir yönetmenin Türkiye'de popüler sinema için hala tabu olan konulara bu kadar içtenlikle el atması açısından dahi izlenmesi gereken bir film olduğuna inanıyorum. Yine de çok büyük beklentiler olmadan, televizyon filmi tadında izlerseniz, daha iyi olur.

Beyazperde Puanı: 3.8
Helin'in Puanı: 3.1

Cumartesi, Nisan 13, 2013

İstanbul Film Festivali Günlüğü: Yozgat Blues

Yozgat Blues (2013)
Yönetmen: Mahmut Fazıl Coşkun
Senaryo: Tarık Tufan, Mahmut Fazıl Coşkun
Oyuncular: Ercan Kesal, Ayça Damgacı, Tansu Biçer, Nadir Sarıbacak

Blogda ilk defa bir Türk filmi yazıyor olabilirim. 

Çok fazla Türk filmi izlediğimi ya da izleyebildiğimi söyleyemeyeceğim. Bu biraz da sinemaya çok fazla gidemiyor ve çoğu filmi evde izliyor olmam, Türk filmlerini desteklemek amacıyla da vizyonda iken görmek istemem ile alakalı. Ama bu plan çok başarılı sonuç vermiyor ve sonunda yılın önemli filmlerini dahi izleyememiş oluyorum. 

Bu yılın ilki 32. İstanbul Film Festivali'nde izlediğim Yozgat Blues oldu. Hüzünlü bir gülümseme gibi bir film. İzleyiciyi güldürmeye çalışmazken, zorlamazken dahi kahkaha attırabiliyor, genelinde ise derin derin iç çekmeye neden oluyor. 

Filmdeki 4 oyuncu da harika ama en çok başrol oyuncusu, Yavuz karakteriyle sessiz ve sakin bir şekilde tüm duygularını bize yaşatmayı başaran Ercan Kesal öne çıkıyor. Zorlamadan o kadar çok şey anlatıyor ki, etkilenmemek imkansız. Filmin başrolünü paylaşan, My Marlon and Brando'dan tanıdığımız sevgili Ayşe Damacı da ondan aşağı kalmıyor, karakterinin arayış halini çok güzel bürünüyor. Kadın kuaförü olmak isteyen ama kendisine inanacak biri olmayan berberi oynayan Tansu Biçer ve taşra enteli Nadir Sarıbacak ta övgüyü hak ediyor. Karakterler o kadar gerçekçi, o kadar gerçek hayat hüznüyle sarmalanmış ama bir o kadar da mizahi ki, senaryonun ve kurgunun kalitesi her sahnede kendisini gösteriyor. 



Film boyunca tek bir şarkıyı defalarca duyuyoruz Fransızca şarkılar söylemek için Yozgat'a dek giden ikiliden, bu hem melankolik hem de ironik bir tat katmış filme. Şarkının filmin sonunda günlerce aklınızda kalması işten değil. Çoğu sahnenin görüntü yönetimi ve verdiği hisler o kadar iyi ki, beklemediğim kadar etkilenmiş olarak çıkmama neden oldular filmden. En akılda kalıcı olanlar;

Açılışta bir AVM'de Fransızca şarkılar söyleyen Yavuz,
Yürek burkan Neşe'nin yeni tabakları fark ettiği sahne, 
Yavuz bey'den çay yapma teknikleri,
Odaya giderken ışıkların tek tek açılması (bundan sonra otomatik ışıklarda kendini hatırlatacak bir sahne),
Yavuz'un Neşe'nin evlilik haberine aşırı sevinci,
Final sahnesi.



İlk filmi Uzak İhtimal'i çok merak edip bir türlü izleyemediğim yönetmen Mahmut Fazıl Coşkun alacağını düşündüğüm tüm tebrikleri hak ediyor, en çok da senaryo açısından. Gönlüm aynı zamanda Ercan Kesal'ın bu mütevazı ama müthiş performansının ödüllerle donatılmasından yana, henüz diğer filmleri izlemesem de, bunun ödüllük bir performans olduğu kesin.

Film ile ilgili Mahmut Fazıl Coşkun'un Ekşi Sinema'daki röportajı için buraya.

Film vizyonda hak ettiği ilgiyi görmez muhtemelen ama, görülesi, kaliteli Türk filmlerinden. 
Her gün ekranda gördüğünüz popüler ünlüler oynamasa da, güzel bir iş var inanın ki, siz atlamayın, izleyin. 

Bir de bunlar var;

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...